null

Call of Duty şüphesiz en çok sevilen savaş oyunları serilerinden biri. Hatta Call of Duty tutkunları serinin her oyununu sabırsızlıkla bekliyor ve serinin yeni çıkacak oyunlarını heyecanla takip ediyorlar. Call of Duty serisinin yeni oyunu Call of Duty: Ghosts nasıl bir oyundur?

İşte merlinkazanının call of duty ghost incelemesi:

MMS yani Modern Military Shooter pek haz ettiğim bir oyun türü değildir. Savaş karşıtı biri olarak, savaşın konu olarak alınıp pazarlandığı oyunlarla ilgili ciddi sorunlarım var. Sevmiyorum, desteklemiyorum ve kesinlikle oynayasım gelmiyor. En çok sevdiğim askeri FPS oyunu Medal of Honor: Allied Assault ve Modern Warfare 2 idi, ondan sonra oynadıklarımdan ne keyif aldım ne de bir yenilik gördüm, savaşın “pazarlanmasından” ise nefret ettim diyebilirim.

Bu incelemeyi yazmadan önce Ghosts’u oynarken, büyük ön yargılara sahiptim bunu söylemek zorundayım, karşılaşacağım şeyin ne olduğunu az çok kestirdiğimi sanıyordum fakat epey yanılmışım.

Hikaye Amerika’nın orbital süper silahı ODIN’in (Orbital Defense Initiative) Federasyon tarafından ele geçirilmesi ve Kuzey Amerika’nın kinetik bir bombardımana tutulması ile açılıyor

Ghosts, Call of Duty’nin defalarca kullandığı formülün dışına çıkarak, seride radikal olmasa da yeni şeyler deneyen bir yapım ve bu jenerasyonun sonunun mesajını veren bir elçi görevi görüyor. Call of Duty: Ghosts, ismi ile eski serinin sevilen karakteri Simon Riley, yani namı diğer Ghost’a bir gönderme yapsa bile, içerik ve yapı olarak Modern Warfare 2’den oldukça farklı.

Call of Duty: Ghosts

Hikaye, sıkıldığımız Rusya vs Amerika ekseninin dışına çıkarak, tamamen yeni bir evrende, yeni bir zamanda geçiyor. Bu sefer tehdit Doğu’dan değil Güney’den, daha doğrusu Güney Amerika devletlerinin birleşerek oluşturdukları Federasyon adı altında geliyor. Oyun başladığı vakit, Amerika tam anlamıyla Federasyon karşısında yıkılmış durumda, bu genel olarak MMS’ler de çok fazla gördüğümüz bir tablo değil doğrusu, bu sebeple taze bir konsept olarak gerçekten Ghosts’un işine yaramış. Ghosts oyuncuyu ilk etapta enteresan konusu ve bol aksiyonlu, sağlam görselli girişi ile yakalamayı başarıyor.

İlk bölüm Amerika’nın orbital süper silahı ODIN’in (Orbital Defense Initiative) Federasyon tarafından ele geçirilmesi ve Kuzey Amerika’nın kinetik bir bombardımana tutulması ile açılıyor, daha sonra 2023 yılına bir flashforward yapıp, ana karakterimiz Logan ve kardeşi Hesh’in Federasyon’a karşı gizli operasyonlar yapan Ghosts birimine katılması ile devam ediyor.

And dağlarından Caracas’a, Caracas’tan San Diego’da bulunan Ground Zero’ya sürekli olarak değişen coğrafya ve bu coğrafyanın nefes kesen görselliği içerisinde gerçekleşen sahneler, Ghosts’un hikayesinin atmosferini oldukça destekliyor.

Call of Duty: Ghosts

Hikaye anlamında, oyun bu sefer kanımca daha taze ve daha etkileyici. Özellikle “Ghost” olmanın ne demek olduğu üzerinde epey duruluyor. ODIN hikayesi ile başlayan tempo ise, hikaye boyunca durulmuyor. And dağlarından Caracas’a, Caracas’tan San Diego’da bulunan Ground Zero’ya sürekli olarak değişen coğrafya ve bu coğrafyanın nefes kesen görselliği içerisinde gerçekleşen sahneler, Ghosts’un hikayesinin atmosferini oldukça destekliyor.

Call of Duty’nin o artık sıkıldığımız lineerliği ise, pek çok sinematik sekans ile birlikte nefes kesici bir yolculuğa dönüşmüş durumda. Artık sürekli olarak bölüm boyunca koşup koşup düşmana sıkmıyorsunuz, bir Ghost olarak, görevlerinizi gerçekleştirmek için pek çok ayrı taktik ve strateji kullanıyorsunuz. Tabii bunların hepsi yine lineer, yani size sunulan dışında yapabileceğiniz çok bir şey yok fakat bunların hiçbiri sizi sıkmıyor, oyunun tek düzeliğinin ise rahatsız etmesini önlüyor.